Toklucu Meyveleri Dünya Pazarında

19 Mart 2018 192 views 0

Klasik tarımdan dönüşüme yönelerek ürettiği 12 çeşit sert çekirdekli meyveyi yurt dışı pazarına sunan Toklucu Meyve Üretim A.Ş.’de yönetici Hakan Toklucu, Ovadaki tarımda dönüşüm kararının şu anda ne kadar doğru ve isabetli olduğunu gördüklerini söyledi.

 

2009 yılında babasından görevi alır almaz alternatif tarım formülleri üzerinde araştırmalar yapan Toklucu Meyve Üretim A.Ş. yöneticisi Hakan Toklucu, ilk icraatı klasik tarımdan uzaklaşmak oldu. 2012 yılına kadar dededen ve babadan kalma geleneksel tarımla pamuk, mısır, havuç, kavun, mısır, buğday ve domates ekimi yaptıklarını anlatan Hakan Toklucu “2011 yılında klasik tarımın gelirimizin gideri karşılayamadığını görünce türde değişime gitmek için araştırmalara başladık. Meyveciliğin öncüsü olan büyüğümüz Nevzat Barak’ın da telkinleriyle sert çekirdekli diye tabir edilen, kayısı, şeftali, nektarin, kapon erik gibi kendi arasında 12 çeşit ürünü ekimine yöneldik. Bununla birlikte ilerleyen dönemlerde zeytin ve narı da ekleyerek meyve üreticiliği yelpazesini genişlettik” dedi.

 

İLK KAYISI KIRIKHAN’DA YETİŞİR

Kırıkhan’ın Kamışlar Köyü’nde 500 dönüm tek parça arazi üzerinde üretim yaptıklarını da aktaran Hakan Toklucu, “Türkiye’deki normal açık tarla bahçe olarak kayısı ilk Kırıkhan’da Magador cinsi yetişir. Kalite olarak ürünlerimizin yüzde 100’ü yurt dışına ihraç edilir. Rusya, Ukrayna, Belarus, Türki Cumhuriyetleri. En yakın gittiği mesafe 12 günlük uzaklıktır. İki çeşit telli terbiye ürünlerimiz var. Ürünleri bizler ihracatçıya veriyoruz. Ben de Dış Ticaret okudum. Bundan sonraki hedefimiz kendi ürünlerimizi kendimiz ihraç etmektir. İleriki dönemlerde kuracağımız soğuk hava deposuyla Haziran, Temmuz ayında yetişecek ürünlerimizi muhafaza edip kasım aralık aylarında piyasaya sürme planlarımız var” diye konuştu.

 

AKADEMİSYENLERLE ÇALIŞIYORUZ

Tarımı bilimsel yöntemlerle ve akademisyenler gözetiminde gerçekleştirdiklerini dile getiren Toklucu şunları söyledi: “Klasik tarımdan meyveciliğe geçiş yaparken bayağı sıkıntı yaşadık. Çünkü birçok insan ürünlerin burada yetişemeyeceğini, pamuk, buğday gibi ürünlere devam edilmesinin makul olabileceğini söylerken biz yolumuza devam ettik. Bizim çalışma grubumuz, Çukurova Üniversitesi ve M. Kemal Üniversitesi’nden profesörlerden oluştuğu için ekimlerimiz hep bilimsel oldu. Bu çalışma grubumuzla sürekli istişare halindeyiz. Bu grup bizi bugünlere getirdi”

 

TEŞVİK VAR, AMA ÇOK AZ

Toklucu, Devletin verdiği teşviklerden faydalandıklarını ancak yeterli olmadığının altını çizerek sıkıntılarını şu şekilde dile getirdi: “Sert çekirdekli ürünler bölgede pek bilinmiyordu. Buna rağmen en az destekleme gören ürünlerdir. Örneğin zeytine dönüm başı bin lira verilirken biz bunları alamıyoruz. Az denecek kadar mazot gübre ve toprak analiz desteği alıyoruz. Bu konuda daha fazla destek bekliyoruz. Çünkü bizi desteklemesi ve teşvik etmesi lazım. Çiftçi olmazsa hiçbir şey olmaz. Sabit giderlerimiz çok yüksek. Balıkçılık sektörüne mazot 1 lira 25 kuruş iken biz, 4 lira 50 kuruşa alıyoruz. Balıkçılar denizde tarımı yaparken biz de karada yapıyoruz. Aramızda fark gözetilmemeli diye düşünüyorum. İlaç, elektrik, yakıt giderlerimiz çok yüksek. Bu konuda devletin destek vermesini bekliyoruz.”

 

ZEYTİNDEN MEMNUNUZ

35 dönümlük alanda bin 600 ağaçla zeytincilik de yaptıklarını anlatan Hakan Toklucu “Yerli Gemlik ve İspanyol Arbequna olmak üzere iki çeşit zeytin üzerinde çalışıyoruz. Tanelik ve yağlık olmak üzere iki çeşit yapıyoruz. Verimliliği çok yüksek geçen yıldan dolayı gelen yağmurlar ürünümüzün rekoltesini arttırdı.  Ağaç başı 35-40 Kg. zeytin var ve biz çok memnunuz. Ağaçlarımız henüz genç ilerleyen yıllarda 60-70 Kg.’a çıkacağını tahmin ediyoruz” diye konuştu.

 

2014 yılına kadar tarımın yanında yaptıkları hayvancılığın yerine yem ektiklerine değinen Toklucu, “140 dönümlük alanda yem bitkisi yetiştiriyoruz. Bu yemleri de hayvan çiftliklerine veriyoruz. Burada yonca bitkisi yetiştiriyoruz. Anadolu’nun kendi çayırıdır. 4 yılda tekrar ekilmeden aynı arazide yılda 7 defa biçilmesine rağmen yeniden yeşeren bir bitki. Damlama ve yağmurlama sistemini kullanıyoruz. Salman sulama yapmıyoruz. Yonca, besin değeri çok yüksek olan bir bitki türü. Hayvanı tok tutar ve özellikle besicilerin rağbet ettiği bir yem türü. Arpayla hemen hemen eş değer bir besin değeri vardır. Kuru olarak tüketilir. Sütçülükte de kullanılır ama fiyatı yüksek olduğu için sütçülük yapanlar daha ucuz yemi tercih ediyor” şeklinde konuştu.

BENZER KONULAR
YORUM YAZ