Damlama Sulama Maliyetleri Düşürdü

25 Ekim 2018 142 views 0

Denizoğlu Tarımsal Sulama Sistemleri Ortaklarından Eyüp Denizoğlu, ekili alanda damlama sistemi sayesinde çiftçinin verimde yüzde 20 artış, elektrikte de yüzde 20-25, gübrede de tasarrufla hem maliyetlerinin düştüğünü, hem de çiftçiye katkı sağladığını söyledi.

Dede tarafından 1974 yılında pamuk ve hububat ticareti alanında faaliyet göstermesi için kurulan Denizoğlu Firması daha sonra bünyeye gübreyi de aldı. Ailede görev dağılımı ile farklı sektörlerde faaliyet gösteren Denizoğlu Ailesi’nde Halil ile Eyüp Denizoğlu kardeşler, kısa süreliğine kömür sektöründe de faaliyet gösterse de 2008 yılında yeniden kendi tarıma dönüş yaptı ve bölgede tarımsal sulama ve akaryakıtta ticari faaliyetlerini bugüne kadar sürdürüyor.

 

Denizoğlu Tarımsal Sulama Sistemi Firması ortaklarından Eyüp Denizoğlu, tarımsal sulama sistemleri proje ve uygulamanın dışında kendilerine ait arazilerde ekim de yaptıklarını belirterek “Tarımsal sulamada bölgenin ve ovanın önde gelen firmaları arasında yer aldık. Çiftçilerimize proje ve uygulama hizmeti veriyoruz. Teknik servis konusunda da alanında uzman ekiple çalışıyoruz” dedi

 

DAMLAMA OVAYA YAYILDI

Eyüp Denizoğlu, tarımsal sulamanın çok büyük rol oynadığına dikkat çekerek, “Özellikle pamukta 2000’li yıllarda maliyetler çok yüksekti. Bu maliyetlerle pamuk ekimi yapılamıyordu. Biri yuvarlak, diğeri yassı olmak üzere pamukta iki çeşit ürün var, yassıda dönüm başı maliyetler uygun olduğu için çiftçimiz bu çeşide yöneldi. Pamukta, mısırda biberde damlama ovada yayıldı. Burada devletin çok önemli teşvikleri de oldu. Arazi sahiplerine hibe ve beş yıl sıfır faizli krediler verildi” diye konuştu.

 

Damlama sayesinde suda tasarruf, verimde artış gübrede tasarruf, kısacası her noktada tasarruf edilmeye başlandığına da değinen Denizoğlu “500 dönüm arazisi olan bir çiftçi normal sulamayı üç-dört kişiyle yaparken, damlama sisteminde aynı arazide bir personel çalıştırabilirsiniz. Bunda da verimde yüzde 20, elektrikte de yüzde 20-25 tasarrufu sağlıyor. Eğer Tahtaköprü Barajıyla tarlalar damlama ve yağmurlamayla sulanması durumunda tüm ovayı sulayabilecek kapasiteye gelir. Vahşi sulama dediğimiz sarma sulamada bir dekar pamukta 100 birim su kullanılıyorsa yağmurlamada 60 birim, damlamada da 40 birim su kullanılacak. Mevcut sulama sahası bu sisteme dönerse Ova kesinlikli susuz kalmayacaktır” şeklinde konuştu.

 

ÇİFTÇİNİN TÜRKİYE’DE SAHİBİ YOK!

Ovada çiftçiler elektrik, trafo ve kuyu maliyetleri çok büyük meblağlar tuttuğuna da değinen Denizoğlu şöyle devam etti: “Bu da üreticiye büyük külfetler getiriyor. Hatay’da Menzelet Projesi hayata geçtiğinde çiftçi dönüm başı 100-150 lira elektrikten kazançlı hale gelecek. Bu problemler ortadan kalktığında çiftçiliği yüzde 99 oranında cazip hale getirecektir. Çiftçilerin en büyük sorunlarından biri de güçlü bir birliğinin olmamasıdır. Ziraat Odası ve İlçe Tarım Müdürlüğü çiftçiye tam anlamıyla sahip çıkamamakta, her sektörün bir birliği, derneği varken maalesef çiftçimizin yok. Çiftçinin haklarını savunacak bir birliği olmadığından sorunlar çözülemiyor. Aslında bu sorunun en önemli noktası; insanlar ziraat fakültesini okuyor ama çiftçilik yapmıyor. Yapan sayısı da yüzde 1 bile değil, ya zirai ilaç bayiliği alıyor, ya kamuda çalışıyor veya özel sektörde kendi branşı dışında çalışıyor. Diğer ülkelerde tarımı yapmak için mühendislik yetiştirilirken bizde bu yok. Bunun sebeplerinden biri de tarımda istikrar görülmemesidir. Çiftçinin Türkiye’de sahibi yok. Bu sıkıntılara rağmen tarım sektörü önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin in iyi sektörlerinden biri olacağına inanıyorum. Bir dönümde zarar eden çiftçimiz de var, dönümde 5 bin lira kazanan çiftçimiz de var. Bu tamamen profesyonelliğe, tecrübeye ürüne bakmaya, gelişmeleri ve piyasayı yakından takip etmeye bağlı…”

 

Ovanın sert çekirdeklide Türkiye’nin lideri olduğunun altını çizen Denizoğlu “Amik Ovası 1 milyon 200 bin dönümlük alanı kapsıyor. Kırıkhan’ın sadece tarım alanı 400 bin küsur ama Türkiye’de havucu ve kavunuyla meşhur. Yapılan festivallerle bu iki ürün daha çok tanıtılmaya çalışılıyor. Ticaret Odası önderliğinde Kırıkhan’ın havucu ve kavunu marka tescili yapıldı. Buradaki ürünlerin pazara sunumu konusunda eksiklerimiz var. Son kullanıcıya ulaştığında ürün ne kadar kaliteli olursa olsun eğer paketlerinde albenilik yoksa çok zor. Bu konuda iyileştirilme yapılmasında fayda vardır” dedi.

 

Denizoğlu, ovada ürün çeşitliliğinin her geçen gün arttığına da dikkat çektiği konuşmasında şunları da kaydetti: “ Şu anda gıda boyasında kullanılmak üzere 30-35 bin dönüm alan üzerinde siyah havuç ekimi yapılmaya başlandı. Konya’nın da tahtını sallamaya başladı. Bunun yanında Ovamızda yeni yeni çilek ekimi de başladı. Ekim alanının sadece 150 dönümü Kırıkhan’dadır.  Pamukta her ne kadar son iki yıldır kazanç elde ediliyorsa alternatif arayışlarda da bulunmak lazımdır. Bu konuda devletimiz teşvik ve desteklemede biraz daha cömert davranmasını bekliyoruz. Manevi teşvik noktasında Ziraat Odaları, nasıl diğer sektörlerde başarılı işadamlarının hikayesi yazılırken, çiftçilikte de yapılması gerekiyor.”

 

Denizoğlu, Amanosun eteklerinde bulunan dağ köylerimizde badem ve ceviz ekim alanlarına atıl arazilerin de dahil edilmesini isteyerek, üretime daha fazla ağırlık verilmesi, ülkenin güçlenmesi açısından çok önemli olduğunu da sözlerine ekledi.

BENZER KONULAR
YORUM YAZ