26 Nisan 2018 340 views 0

Üretimde robotlaşmanın yerine ısrarla insan gücünü tercih ettiklerini belirten AGM Otomotiv Genel Müdürü Macit Karadaban, sektörün bölgede gelişmesi ve iç pazar için ortak bir markanın yanında devlet destekli filtre kâğıdı üretim tesisinin kurulması gerektiğini vurguladı.

 

AGM Otomotiv Genel Müdürü Macit Karadaban, 2017 yılında toplamda cirolarını yüzde 40’lık bir artış sağladıklarını kaydederek, bunun nedeninin, hazırlık süresince verdikleri yoğun emek, henüz ikinci yılında olan Autotecnikc markasının umduklarının üzerinde gelişmesi olduğunu söyledi.

 

5 MİLYAR DOLARLIK PAZAR…

OEM firmalarıyla ortak projeler üzerinde anlaşmaya varmak üzere olduklarının altını çizen Genel Müdür Karadaban “2018 yılında ciddi yatırımlar yapmaya karar verdik, makine parkımızı gözden geçiriyoruz. Bakıma alınanlar alınıyor, bir kısmı da yenileniyor. Yılın yarısı veya son çeyreğinde manine parkımızda yüzde 30 bir büyüme öngörüyoruz. Sektörümüzün dışındaki özel filtrelere ağırlık vererek pazarı geliştirmeye ve yaklaşık 5 milyar dolarlık bu pazardaki pastadan payımızı almak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bunlar, özel sefelatör ve gaz tribün filtreleri üretimidir. Belli bir kaliteyi sağlamanız, belirli belgelere sahip olmanızla bu pazara girme şansınız olur” dedi.

 

İÇ PAZARIN BÜYÜKLÜĞÜ 1,5 MİLYAR TL

Türkiye’nin dünya tüketim pazarında 15. sırada olduğunun altını çizen genel müdür Karadaban “Otomotiv adedi 20 milyona ulaştı fakat iç piyasamıza sadece biz değil dışarıdan da gelen çok sayıda ürün var. Önceki yıllarda 300 milyon dolarlık bir giriş olduğu belirtiliyor. Toplam pazarın büyüklüğü 1.5 milyar TL olduğunu öngörüyoruz. Bizim için içeride çok yoğun rekabetin olduğu bir de kaliteli markanın kollanmadığı, her türlü sahte ürünlerin rekabet ettiği, ödemeleri düzgün alamadığınız bir Pazar var. Bunun yerine daha çok kontratlara bağlı, bir yıl öncesinden öngörüsü belli ona göre hazırlandığınız yabancı şirketlere üretim yapmak daha avantajlı görünüyor. Türkiye’nin son yıllarda yaptığı yatırımlara bağlı olarak çok dinamik bir piyasa var.  Kalitenin ödüllendirilmediği iyi ve kötünün karıştığı bir Pazar var. Son derece kalitesiz ürünler gözümüze sokarcasına piyasada geziyor ve hiç kimse buna dur demiyor. Bunlar Türkiye’yi gelişen bir ülke yerine üçüncü dünya ülkesi duruma sokuyor. İthalat noktasında konan vergilerden memnunuz. Uzakdoğu’dan 150-200 milyon dolar civarında ürün girişi olduğu hesaplanıyor. Devletin aldığı önlemlerle sadece yüzde 16.5 vergi dışında bir de TSE kontrolü zorunluluğu getirildi. Bu işin zorlaştırılması en azından fırsatçıların gözlerini korkutmasına neden oldu” şeklinde konuştu.

 

Bir filtre şehri olan İskenderun’da sektörle ilgili bir organizasyon veya fuarın kurulmasının sektöre yarar sağlayacağı kanısında olduklarına değinen AGM Genel Müdürü Karadaban, ayrıca ortak bir laboratuvar kurulması görüşünü de dile getirerek “Ar-Ge laboratuvarı çok maliyetli bir yatırım. Türkiye’de en büyük çelişki şu; ürettiğiniz sadece ciro değil, çalıştırılan insan sayısına göre destek sağlanmalı. Bugün filtre sektörünün çalıştırdığı eleman sayısını aynı yapıp 10-20 kat, belki 50 kat ciro yapan şirketler var. Bizim bilgisizliğimizden değil, filtrenin emtia olarak ucuz olmasındandır. Rekabet ettiğimiz ülkelere baktığımızda gelişmiş ülke firmalarında faiz diye bir kavram yok, parayı çok kolay bulabiliyorlar, Almanya örneği gibi… Uzakdoğu’da ise üretici malını sıfır karla satsa da devletten ihraç desteği olarak yüzde 20 pay alıyorlar. Kullandığımız hammaddenin çoğu ithal ediliyor. İthalatı azaltmak ve dolara olan bağı minimize etmek için bölgede kâğıt fabrikası kurulmalıdır. Özel sermaye bu projenin altında kalkamaz, devlet desteği şart” diye konuştu.

 

Dernekleşme konusunda şu ana kadar somut bir gelişmenin olmadığını kaydeden Genel Müdür Karadaban, iç pazarda etkili olabilmek için filtre fabrikalarına ortak bir marka oluşturma ve pazarlama ekibi kurma çağırısında bulundu.

 

DERNEK OLSA TAKLİTLE SAVAŞIR…

Ortak sorumluluk ve ortak sermaye konularak en azından büyük şirketlere öncülük yapılabileceğini de aktaran Karadaban şunları kaydetti: “Bu niyete bakar. Kurulması zaruri olan dernek en azından taklitle savaşır. Dünya çapında bizim yaptığımız ürünleri basit atölyelerde taklit edilerek sahte ve kalitesiz markayı sokanlarla mücadele edebilir. Güçlü bir avukatlık ve marka koruma yasasıyla olur. Bunlar, otomobil gibi düşük risk arz eden değil, yüksek riskli iş makineleri ve kamyonlarda oluyor. Milli ekonomiye de büyük kaybı var. Rakiplerimiz, endüstri 4.0 denen robot teknolojisiyle üretim yapıyor, biz ise bölgesel sorumluluk üstlendiğimiz için robotlaşmanın kimseye faydası olmayacağı düşüncesindeyiz. Çünkü biz bu bölgede üretim yapıyorsak, toplumsal sorumluluklarımız da var. Bizim vergi dairesine ödediğimiz paralar değil, yüzlerce genci çalıştırmamız ve çalışanların yüzlerindeki tebessüm artı olarak hanemize yazılsın isteriz…”

BENZER KONULAR
YORUM YAZ